| Menu |

İSKENDER VE ADA (Karia'lı Prenses)
"Miletos'tan güneye doğru inen İskender'in ilgisini bu kez Karia'nın başkenti Halikarnasos,şimdi Türkiye'nin bir liman kenti olan Bodrum çekiyordu. Halikarnasos'u,Yunan yerleşmeciliğinin ilk dönemlerinde Dor'lar kurmuştu.Ancak ta Hititlerden beri hakkında birşeyler bildiğimiz Karlar,ülkenin yerli halkıydı ve hâlâ nüfusun büyük bir kesimini oluşturuyordu.Bu halkı, en azından IV.yy.'ın başından bu yana,kadın soyundan gelen yönetim geleneğini yaşatan bir Kar ailesi yönetiyordu.Kralın oğlunun tahta geçebilmesi ancak kız kardeşiyle evlenmesine bağlıydı.Karia'nın en ünlü kralı Mausolos'un da durumu böyleydi. İ.Ö.377 yılında kızkardeşi Artemisia ile evlenmişti,İskender'in doğduğu İ.Ö. 356 yılında hâlâ hüküm sürmekteydi.Bu tarihten 3 yıl sonra öldüğünde,karısı onun anısına dünyanın yedi harikasından biri diye anılacak görkemli yapıyı yaptırdı.Artemisia'nın kocasına olan aşkı dillere destan olmuştur.Dendiğine göre,her gün içtiği şarap kadehine kocasının küllerinden bir tutam katarmış.Artemisia da öldüğünde,tahtın yasal varisi kızkardeşi Ada idi.Ancak bizim ele aldığımız dönemde (İ.Ö. 334) Orontobates adındaki Pers onun bu hakkını elinden almıştı.Ada,Alinda denen uzak bir kalede yaşıyordu. İskender'in seferi üzerine yapmış olduğu araştırmada Freya Stark,onun Halikarnasos'a gelmeden önce bu yaşı geçkin kraliçeyle karşılaşmasının üstünde çok duruyor,bunun siyasal açıdan önemli olduğunu söylüyor.18 yaşındayken İskender bir Karialı prensese evlenme teklif ettiğinde,babası çok kızmıştı. Freya Stark,bu olaydan önce İskender'in Ada'yla mektuplaştığını anımsatıyor.Daha genç yaşta İskender'in Karia krallığında gözü var mıydı,bilmiyoruz; ama şimdi en azından ülkenin meşru kraliçesiyle olan tanışıklığını ilerletmeye değerdi.Anlaşıldığı kadarıyla bunu yaparken hiç güçlükle karşılaşmamış.Ada onun kişiliğinden hoşlanmış ve bundan böyle onu "Oğlum".diye çağırmakta ısrar etmiş.Hatta Plutarkhos,Ada'nın İskender'in sağlığı ve rahatıyla ilgilenirken biraz fazla üstüne düştüğünü söylüyor. Freya Stark,İskender'le Ada'nın nerede karşılaştığını merak etmiştir.Ne Arrianos ne de Plutarkhos açıkça bir şey söylemişti buna rağmen o, İskender'in Alinda'ya gerçekten gitmiş olduğu kanısına varmıştır.Bu kanıya, Freya Stark,kentin yerini inceleyip oraya giden yolları göz önünde tutarak varmıştır.Aslında bu,İskender için dolambaçlı bir yoldur.Onun Miletos'tan Halikarnasos'a değin izleyebileceği en belirgin yol,şimdi Bafa Gölü olan Latmos Körfezinin güzel güney kıyısından geçen yoldur..Bugün bu kıyıdan Euromos'u (Ayaklı) Mylasa (Milas)'ya bağlayan karayolu geçiyor;daha sonra güneybatıya kıvrılan yol Bodrum'a gidiyor.Kim bilir,Kraliçe Epyaksa'nın Kilikia'ya yaklaşan Kyros'u karşılaması gibi,Ada da Alinda'dan yola inip kralı karşılamıştır. İskender, Halikarnasos'ta surlarla korunan bir kent,hem de surları en az Miletos'unkiler kadar güçlü,askeri birlikleri Miletos'takilerden daha üstün bir kent buldu karşısında.Bugün Aziz Petros Kalesinin bulunduğu kayalık burnun üstünde iç limanı çevreleyip koruyan bir kale vardı o zamanlar.Buradan başlayarak kentin güzel yapıları kuzey yönünde dışa doğru yayılıyordu,Granikos Savaşı'ndan kurtulan Pers güçlerinin çoğu burada toplanmıştı.Pers donanması limandaydı;komutanı,Dareios'la dostluğundan ötürü kendini Pers'lerin davasına adamış,Rodoslu Yunan Memnon'du.iskender'in surlara ilk başlarda birkaç kez kesin olarak püskürtüldü.Arrianos'un anlattığına göre,bir ara yarımadanın öteki ucundaki Myndos'a (Gümüşlük) saldırmaya yeltenmiş,ne varki oradanda bir sonuç alamamış.Ancak döndüğünde Halikarnasos'un kenar mahalleleri alevler içindeydi.Orontobates ile Memnon kaleyi korumak için birliklerini geri çekmişlerdi.Seferinin vurucu etkisini azaltır diye uzun sürebilecek bir kuşatma düşüncesinden vazgeçip,şehrin geri kalanını işgal etti; Kraliçe Ada'yı Karia'nın başına geçirip,kendisini koruyacak bir askeri birlik ayırdı,Pers kuvvetlerini de kendi başlarına bıraktı." "Türkiye'nin Tarihi-Bir Gezginin Gözüyle Anadolu
Uygarlıkları" Seton LYOD
|